Ekonomiyi sarmaldan çıkaracak altı adım

Yüksek enflasyon ve faiz sarmalını kırarak ekonomide kalıcı fiyat istikrarını tesis etmek adına radikal adımların atılması artık bir zorunluluk haline geldi. Ekonomik bağımsızlığımızı tahkim edecek, Türk Lirası’na itibar kazandıracak, enflasyonu dizginlerken işsizliğe de neşter vuracak köklü bir dönüşüm ihtiyacı her geçen gün ağırlığını artırıyor. Yeni Şafak’ın son 3 yıllık saha araştırmaları ve derinlikli analizleriyle olgunlaşan çözüm önerileri, piyasalara nefes aldıracak tam kapsamlı bir reform reçetesi sunuyor. Finansal piyasalardaki spekülasyonu bitirmek amacıyla yüklü miktarda döviz al-sat işlemleri ile zahmetsiz faiz gelirlerine yüksek vergi getirilerek mali disiplin en üst seviyeye çıkarılmalı. Maliyet enflasyonunu kalıcı olarak düşürmek için akaryakıttaki ÖTV ve KDV indirimleri stratejik bir kalkan olarak devreye alınmalı. Dış ticaret açığının ana kaynağı olan Çin, Güney Kore, Japonya ve Hindistan’dan yapılan ithalata yüzde 40 ek gümrük vergisi uygulanarak milli ekonomi koruma altına alınmalı.

28 Haz 2026 - 04:02 YAYINLANMA
Ekonomiyi sarmaldan çıkaracak altı adım

Yüksek faiz, kronikleşen enflasyon ve yavaşlayan üretim çarkları nedeniyle sıkışan Türkiye ekonomisinin geleceği için klasik tedbirler yerine radikal adımlar atılması gerekiyor. Yapısal tıkanıklıkları aşmak ve fiyat istikrarında kalıcı başarı yakalamak amacıyla geleneksel yaklaşımların ötesinde, cesur bir ekonomik manifesto kaçınılmaz hale geliyor. Yeni Şafak’ın son 3 yıllık derinlikli analizleri ve saha araştırmaları doğrultusunda sunduğu öneriler, ekonomiyi sarmaldan çıkaracak tam kapsamlı bir reform reçetesi sunuyor. Finansal egemenliği pekiştirecek, milli paraya itibar kazandıracak, piyasalara derin bir nefes aldıracak nitelikteki altı radikal adım, reel sektörü yeniden üretim, istihdam ve kalıcı refah dönemine taşıma potansiyeli barındırıyor.

1 TL'NİN DEĞERİNİ KORUMAK İÇİN BİREYSEL DÖVİZ KAZANÇLARINDAN VERGİ ALINSIN

Reformun en kritik ayağını piyasalardaki spekülasyonu bitirmek amacıyla, bireysel döviz alım-satım işlemlerine kanunda öngörülen verginin uygulanması oluşturuyor. Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre, 2025 yılında elde edilen kazançlara yönelik yaklaşık 5,5 milyon vergi beyannamesi verildi. Hazır Beyan Sistemi üzerinden kira, ücret, menkul sermaye iradı türlerinden gelir elde eden 2 milyon 558 bin mükellef beyannamede bulundu. Mükellefler tarafından 1 trilyon 458 milyar lira matrah beyan edilirken, hesaplanan vergi tutarı 446 milyar liraya ulaştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı 401 bin mükellefin ilk defa beyanname verdiğini açıklayarak rekor kırıldığını duyurdu. Ancak döviz geliri elde eden bireylerden kaçının kazancını beyan ettiği ve ne kadar vergi alınacağı bilgisi paylaşılmadı. Türkiye’deki yaklaşık 2 milyon 200 bin şirket her yıl elde ettiği döviz gelirinin vergisini kuruşu kuruşuna ödüyor. Fakat dövizde yüklü miktarlarda al-sat yaparak kazanan bireysellerin vergiden muaf tutulması, toplumsal vicdanı yaralıyor. Sermayeyi üretim yerine ranta yönelten ve enflasyon sarmalını besleyerek faiz indirimlerinin önünü tıkayan vergisiz döviz düzenine artık "Dur" denilmesi şart koşuluyor.

2 FAİZ GELİRİ ELDE EDEN YÜZDE 30 STOPAJ ÖDEMELİ

Bugün ticaret hayatının yükünü sırtlayan, istihdam sağlayan bir esnaf kazancının yüzde 25’ini vergi olarak devlete aktarıyor. Buna karşın sermayesini sadece bankaya yatıran şahısların elde ettiği faiz gelirinden yüzde 10 ile yüzde 17 arasında değişen oranlarda stopaj alınması piyasadaki dengeleri bozuyor. Oluşan adaletsizlik, sermayenin üretim, istihdam ve sanayi alanlarından kaçarak zahmetsiz faiz gelirine yönelmesine zemin hazırlıyor. Nitekim geçen yıl devlet, merkezi yönetim bütçesinden faiz giderlerine yaklaşık 60 milyar dolar (2 trilyon 54,4 milyar TL) ödemek zorunda kaldı. Oysa faiz gelirlerinden alınan stopaj oranı yüzde 30 seviyesine çıkarılırsa para ranta değil yatırıma, üretime ve istihdama dönüşür. Faiz gelirine yönelik atılacak kararlı adım, finansal kaynakların reel sektöre akmasını tetiklerken, kamunun gelir hanesine de yılda en az 10 milyar dolarlık ek bir katkı sağlar.

3 AKARYAKITTAKİ ÖTV SIFIRLANSIN, KDV DÜŞÜRÜLSÜN

Enflasyonla mücadele sürecindeki en büyük engellerden birini akaryakıt fiyatlarından kaynaklanan lojistik maliyetleri oluşturuyor. İthal edilen akaryakıttaki yüksek vergi oranları, hizmet enflasyonunda katılık yaratıyor. Günümüzde akaryakıttaki vergi yükü yüzde 45 seviyesine yaklaşmış durumda ve taşımacılıktan gıdaya kadar her sektöre doğrudan yansıyor. Çözüm için akaryakıttaki ÖTV sıfırlanması ve yüzde 20 olan KDV oranının da yüzde 10’a düşürülmesi büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre lojistik maliyetlerinin azalmasıyla enflasyon hızla gerileyecek, üreticinin üzerindeki finansal yük hafifleyecek.

4 ASYA'DAN İTHALATA YÜZDE 40'LIK EK TARİFE DUVARI

Türkiye; Çin, Güney Kore, Japonya ve Hindistan ile yaptığı dış ticarette devasa açıklarla karşı karşıya kalıyor. Dört Asya ülkesiyle son bir yılda gerçekleşen 80 milyar dolarlık dış ticaret hacminin yaklaşık 75 milyar dolarını ithalat kalemleri kaplıyor. Yapılan 5 milyar dolarlık ihracat göz önüne alındığında, yıllık dış ticaret açığı 70 milyar dolara çıkıyor. Rakam, toplam yıllık dış ticaret açığının yarısından fazlasına tekabül ediyor. Tabloyu değiştirmek amacıyla Asya ülkelerden yapılan ithalata yüzde 40 ek gümrük vergisi getirilmesi, Hazine’ye yılda yaklaşık 16 milyar dolar gelir kazandıracak.

5 GIDA ENFLASYONUNA CUMHUR REYONU İLE NEŞTER

Ülke genelindeki 55 bini aşkın zincir markette, temel gıda ürünlerini uygun fiyatla halka ulaştırmak amacıyla "Cumhur Reyonu" projesinin başlatılması talep ediliyor. Gıda enflasyonunu düşürecek uygulamayla aracıların ortadan kaldırılması, fiyatların sabitlenmesi ve dar gelirli vatandaşın gıda güvenliğinin tahkim edilmesi hedefleniyor. Formüle göre, her market şubesinin yüzde 10-15’lik bölümünde kurulacak özel alanlarda, devletin tek merkezden sağlayacağı sabit fiyatlı ve devlet etiketli ürünlerin satılması öngörülüyor. Maliyetine yakın fiyatlarla yapılacak satışlarda marketlerin yalnızca sembolik işletme kârı elde etmesi planlanıyor. Taşra teşkilatlanmasında kurulacak Cumhur Depoları üzerinden bakkal ve pazarcılara da uygun fiyatlı ürün tedariki sağlanması düşünülüyor. Eczanelerdeki sabit ilaç sistemine benzeyen modelin, fiyat istikrarını sağlayarak fırsatçılığın önüne geçeceği belirtiliyor.

6 REFORM SETİYLE MAKRO-EKONOMİK DENGE VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME

Türk Lirası’nın yapısal reformlarla desteklenerek korunması durumunda, döviz kurlarında finansal istikrara darbe vuran yukarı yönlü spekülatif hareketlerin tamamen son bulacağına dikkat çekiliyor. Yapılacak köklü düzenlemelerle Türkiye ekonomisini uzun süredir esir alan yüksek faiz, kronik enflasyon ve kur sarmalının kırılması bekleniyor. Yaratılacak öngörülebilir ve düşük faiz ortamının sanayicinin finansmana erişim maliyetlerini azaltacağı, sanayi çarklarını hızlandırarak ürün arzını artıracağı ve yapısal adımlarla enflasyon baskısını kalıcı olarak hafifleteceği değerlendiriliyor. Ekonomi yönetiminin koordineli bir makro ihtiyati politika seti uygulaması halinde, Türkiye'nin potansiyel büyüme oranının üzerine çıkacağı; sanayi yatırımları, kalıcı istihdam ve net ihracat gibi temel makroekonomik göstergelerde kısa vadede gözle görülür iyileşme trendinin yakalanacağı vurgulanıyor.


900 bin kişiye iş fırsatı: En fazla personel ihtiyacı olan meslekler belli oldu

Dünyanın en çok altın rezervine sahip ülkeleri belli oldu: Türkiye'nin sıralaması dikkat çekti

Yok böyle trafik cezası: Formula1 ve yolcu uçağından bile süratli çıktı tebligatı açınca gözlerine inanamadı


Kaynak :
Yenisafak.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: